Perşembe, Mayıs 06, 2010

Neden sorusunu sormaktan kendini alamamak

Metroda parkta bahçede elinde gitar, elektronik bağlama, keman vs gibi bi alet alarak, onu nasıl çaldığını gelip geçen insanlara dinletme muhabbetinin mazisi çok eski değil bizim ülkemizde. En azından ben küçükken yoktu böyle bişey. Yurtdışında örnekleri görülebiliyor bunun. Ama oralarda bu işi yapan adamlar genelde baya yetenekli ve ilginç karakterler oluyorlar. Nasıl oluyorda oluyor da bu kadar kalite farkı çıkabiliyor ortaya diye düşünüyor insan. Sonuçta oradaki adamı da sokağa birileri koymamış. Orada herhangibiri vasfına sahip biri buradaki benzerlerinden çoğunu baya bi farkla geride bırakabiliyor. Üstelik bu işin rantı orada daha fazla. Bizde pek kimse bu arkadaşlara orada durup bu işi yapmaya devam etsinler diye maddi destekte bulunmaz. Oralarda ise euro manyağı oluyorlar bu arkadaşlar. Türkiye çok gereksiz kalabalık sanırım.

Bu kişilerin yurtdışındaki benzerlerini örnek aldıklarını sanmıyorum. Bana kalırsa bu gelenek sadece bizde olduğuna inandığım bir konseptin devamı. GETMTK (Görme Engelliler Taverna Müziği Toplulukları Konfederasyonu) liderliğinde geliştirilmiş olan bir toplumsal dönüşüm projesinin geniş halk kitlelerine yayılmasını amaçlayan bir platform. Stratejileri ise şu şekilde; bilimum taverna çalgılarından oluşan tek tip bir grup yapılanmasında, detone bir vokalist eşliğinde ve görüntü kirliliği de yaratacak şekilde kötü müzik yaparak iki farklı tepkiye neden oluyorlar. Birincisi tepkisizlik. Tepkisizlik karşısında seslerini daha gür çıkarma hakkını kendilerinde görüyorlar. İkincisi kötü müziğe karşı duyulan isyan. Bu tepkiyi veren kişiler de direk olarak engelli insanları hedef almış gibi bir konuma düşüyorlar. Yani mağdur olma durumundan prim yapmış olunuyor. İşte metro, park ve bahçelerimizde yaygınlaşan ve aslında pek de matah bi müzik yapmadığı halde bunu yapma hakkını kendinde bulan zümre GETMTK nın çalışmaları sayesinde bugünlere ulaşabildi.

Bakınız: Olaylara istemeden seyirci kalmak

Çarşamba, Mayıs 05, 2010

3 ün 1 ini almak :D

Fenere yine finalde çok pis çaktılar. Bu konu üstüne sabaha kadar konuşsam yine konuşacak bişeyler bulurum. Fenerbahçenin Galatasarayı yenmesini de aynı konunun uzantısı olarak görüyorum. Bazı şeyleri öğreniyoruz. İnsan zamanla öğrendiklerinin uygulayıcısı haline geliyor. Sorgulama mekanizmasını yitirmeye başlıyor. Kendisine sunulan gerçekliğin dışına taşma lüksünün olmadığını düşünüyor farkında olmadan. O gerçekliği yaratanların içine kendini dahil edemiyor kafasında. Taaki olan biteni olaylara dahil olan herkesten tek tek daha iyi kavrayabilen biri çıkıp da herkese yeni bişeyler öğretmeye başlayana kadar. Tarihi işte bu kişiler yazıyor.










Trabzonsporlu Burak Yılmaz: "Biz daha çok istedik kupayı" diyor. Siz kimden daha çok istediniz? Siz kimsiniz, onlar kim birader? Trabzonspor camiasımı daha çok istedi? Maçta oynayan 11 kişimi? Trabzonluların kupa istekleri toplamı Fenerbahçelilerin istekleri toplamından mı fazlaydı yani? Hem de fenerlilerin sayı üstünlüğüne ve 28 senedir kupa alamamış olmanın verdiği ezikliğe ramenmi? Yoksa fenerliler ne istediklerini mi bilmiyorlardı? Hiç almadıkları bişeyi istedikleri içinmi böyle olmuştu? Tablo gayet açık. Herkes aynı şeyi istiyor ve bekliyordu.










Hadi, öyle durma! Daha duyarlı ol! Sende bugün bir fenerliye sarıl. Onları görmezden gelme. Lütfen!

Maçtan iki hafta önce skorbord test edilirken yazılan skorun gerçekleşmesi de ayrı bi ilginçlik. Bu da videosu




GOLLER